<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>e-Okul Not Giriş Sistemi, e-Okul , E-Okul Karne Notları, e-Okul.Gen.TR</title>
	<atom:link href="http://www.e-okul.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.e-okul.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Mar 2010 17:06:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>2010 SBS Başvuruları İçin Son Gün 26 Mart</title>
		<link>http://www.e-okul.gen.tr/2010-sbs-basvurulari-icin-son-gun-26-mart.html</link>
		<comments>http://www.e-okul.gen.tr/2010-sbs-basvurulari-icin-son-gun-26-mart.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 17:06:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[2010 SBS]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-okul.gen.tr/?p=291</guid>
		<description><![CDATA[İlköğretim 6,7,8&#8242;inci sınıf öğrencilerinin gireceği 2010 Seviye Belirleme Sınavı başvuruları 8 Mart&#8217;ta başladı. Son başvuru tarihinin 26 Mart olarak açıklandı. Başvuru yapabilmek için e-başvuru kılavuzunda belirtilmiş olan banka hesap numaralarından birine 10 TL sınav ücretinin yatırılmış olması yerine getirilmesi gereken en önemli şart. 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/03/oks__ve_sbs_resmen_degistiler-H7-308270.jpg"><img src="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/03/oks__ve_sbs_resmen_degistiler-H7-308270-150x150.jpg" alt="" title="oks__ve_sbs_resmen_degistiler-H7-308270" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-292" /></a>İlköğretim 6,7,8&#8242;inci sınıf öğrencilerinin gireceği 2010 Seviye Belirleme Sınavı başvuruları 8 Mart&#8217;ta başladı. Son başvuru tarihinin 26 Mart olarak açıklandı. Başvuru yapabilmek için e-başvuru kılavuzunda belirtilmiş olan banka hesap numaralarından birine 10 TL sınav ücretinin yatırılmış olması yerine getirilmesi gereken en önemli şart. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-okul.gen.tr/2010-sbs-basvurulari-icin-son-gun-26-mart.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk Kronolojisi</title>
		<link>http://www.e-okul.gen.tr/atatur-kronolojisi.html</link>
		<comments>http://www.e-okul.gen.tr/atatur-kronolojisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 22:26:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk kronolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-okul.gen.tr/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[•	19 Mayıs 1881 &#8211; Mustafa&#8217;nın Selanik&#8217;te doğuşu.
•	1893 &#8211; Mustafa&#8217;nın Selanik Askeri Rüştiyesi&#8217;ne kayıt olması ve öğretmeni Mustafa Efendi&#8217;nin kendisine &#8220;Kemal’’ adıyla çağırması.
•	1895 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Selanik Askeri Rüştiyesi&#8217;ni bitirerek Manastır Askeri İdadisine girmesi.
•	13 Mart 1899 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Manastır Askeri İdadisi&#8217;ni bitirerek İstanbul&#8217;da Harp Okulu&#8217;na girişi.
•	10 Şubat 1902 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Harp Okulu&#8217;nu teğmen rütbesiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/03/ataturk.gif"><img src="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/03/ataturk-150x150.gif" alt="" title="ataturk" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-288" /></a>•	19 Mayıs 1881 &#8211; Mustafa&#8217;nın Selanik&#8217;te doğuşu.<br />
•	1893 &#8211; Mustafa&#8217;nın Selanik Askeri Rüştiyesi&#8217;ne kayıt olması ve öğretmeni Mustafa Efendi&#8217;nin kendisine &#8220;Kemal’’ adıyla çağırması.<br />
•	1895 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Selanik Askeri Rüştiyesi&#8217;ni bitirerek Manastır Askeri İdadisine girmesi.<br />
•	13 Mart 1899 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Manastır Askeri İdadisi&#8217;ni bitirerek İstanbul&#8217;da Harp Okulu&#8217;na girişi.<br />
•	10 Şubat 1902 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Harp Okulu&#8217;nu teğmen rütbesiyle bitirerek Harp Akademisi&#8217;ne geçmesi.<br />
•	11 Ocak 1905 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Kurmay Yüzbaşı olarak Harp Akademisi&#8217;nden mezun olması ve merkezi Şam&#8217;da bulunan Beşinci Ordu emrine verilmesi.<br />
•	Ekim 1905 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in bazı arkadaşlarıyla birlikte Şam&#8217;da gizli &#8220;Vatan ve Hürriyet Cemiyeti&#8221;ni kurması.<br />
•	20 Haziran 1907 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Kolağasılığına ( Kıdemli Yüzbaşı ) yükseltilmesi.<br />
•	13 Ekim 1907 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Selanik&#8217;te III. Ordu&#8217;ya atanması.<br />
•	Şubat 1908 &#8211; Atatürk&#8217;ün General Litzmann&#8217;dan çevirdiği &#8220;Takımın Muharebe Talimi&#8221; adlı -askerî eğitimle ilgili- kitabın Selânik&#8217;te yayımlanması.<br />
•	Haziran 1908 &#8211; Atatürk&#8217;e, III. Ordu Karargâhı&#8217;ndaki görevinin yanısıra Üsküp-Selânik arasındaki demiryolu müfettişliği görevinin de verilmesi.<br />
•	23 Temmuz 1908 &#8211; II. Meşrutiyet&#8217;in İlânı. </p>
<p>              1909 &#8211; 1914</p>
<p>•	15-16 Nisan 1909 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in 31 Mart (13 Nisan) ayaklanması üzerine Hareket Ordusu&#8217;nun kurmay başkanı olarak İstanbul&#8217;a hareket etmesi.<br />
•	6 Eylül 1909 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Selanik&#8217;te III. Ordu Piyade Subay Talimgahı Komutanı olması. (Aynı yıl içinde Kolağası rütbesiyle 38. Piyade Alayı komutanı olmuştur.)<br />
•	Mayıs 1910 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Mahmud Şevket Paşa&#8217;nın kurmay başkanı olarak Arnavutluk harekatında bulunması.<br />
•	Eylül 1910 &#8211; Fransa&#8217;da yapılan manevralara Türk Ordusu temsilcisi olarak katılması.<br />
•	13 Eylül 1911 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in İstanbul&#8217;a Genelkurmay&#8217;a nakledilmesi.<br />
•	27 Kasım 1911 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Trablusgarb&#8217;ta Binbaşılığa yükseltilmesi.<br />
•	22 Aralık 1911 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in İtalyan &#8211; Osmanlı Trablus Savaşı&#8217;nda Tobruk Taarruzu&#8217;nu başarıyla idare etmesi.<br />
•	25 Kasım 1912 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Bahrısefid Boğazı ( Çanakkale ) Kuva-yı Mürettebesi Harekat Şubesi Müdürlüğü&#8217;ne atanması.<br />
•	27 Ekim 1913 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Sofya Ataşemiliteri olması.<br />
•	1 Mart 1914 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Yarbaylığa yükseltilmesi. </p>
<p>            1915 &#8211; 1916</p>
<p>•	2 Şubat 1915 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Tekirdağ&#8217;da 19. Tümeni kurmaya başlaması. (25 Şubat 1915&#8242;te tümen kuruluşunu tamamlayarak Maydos&#8217;a gelmiştir.)<br />
•	25 Nisan 1915 &#8211; İtilaf devletlerinin Arıburnu&#8217;na asker çıkarmaları üzerine Mustafa Kemal&#8217;in tümeniyle düşmanı önleyerek durdurması.<br />
•	1 Haziran 1915 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Albaylığa yükseltilmesi.<br />
•	8-9 Ağustos 1915 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Anafartalar Grubu Komutanlığı&#8217;na atanması.<br />
•	10 Ağustos 1915 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in bizzat idare ettiği taarruzla Anafartalar cephesinde düşmanı geri atması.<br />
•	17 Ağustos 1915 &#8211; Mustafa   Kemal&#8217;in Kireçtepe&#8217;de zafer kazanması.<br />
•	21 Ağustos 1915 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in II. Anafartalar Savaşı&#8217;nı kazanması.<br />
•	14 Ocak 1916 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Edirne&#8217;de XVI. Kolordu Komutanlığı&#8217;na başlaması.<br />
•	1 Nisan 1916 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Mirlivalığa ( Tümgeneral ) yükselmesi.<br />
•	7-8 Ağustos 1916 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Bitlis ve Muş&#8217;u düşman elinden geri alması. </p>
<p>             1917 – 1918</p>
<p>•	7 Mart 1917 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Diyarbakır&#8217;daki II. Ordu Komutanlığı vekilliğine atanması.<br />
•	16 Mart 1917 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Diyarbakır&#8217;daki II. Ordu Komutanlığı&#8217;na asil olarak atanması.<br />
•	5 Temmuz 1917 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Halep&#8217;teki VII. Ordu Komutanlığı&#8217;na atanması.<br />
•	20 Eylül 1917 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in VII. Ordu Komutanı sıfatıyla memleketin ve ordunun durumunu açıklayan tarihi raporunu göndermesi.<br />
•	15 Ekim 1917 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in VII. Ordu Komutanlığı&#8217;ndan ayrılarak İstanbul&#8217;a dönmesi.<br />
•	15 Aralık 1917 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Veliaht Vahidettin ile Almanya&#8217;ya gitmesi.<br />
•	16 Aralık 1917 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;e &#8220;Birinci Rütbeden Kılıçlı Mecidi Nişanı&#8221; verilmesi.<br />
•	4 Ocak 1918 &#8211; Almanya gezisinden dönmesi.<br />
•	7 Ağustos 1918 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Filistin&#8217;de bulunan VII. Ordu Komutanlığı&#8217;na ikinci defa tayin olunması.<br />
•	26 Ekim 1918 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in komuta ettiği VII. Ordu Birlikleri tarafından düşman taarruzunun Haleb&#8217;in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde durdurulması.<br />
•	30 Ekim 1918 &#8211; Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında Mondros Mütarekesi imzalandı.<br />
•	31 Ekim 1918 &#8211; Osmanlı Devleti, Mondros Mütarekesi&#8217;nin yürürlüğe girmesiyle Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan çıktı.<br />
•	31 Ekim 1918 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Yıldırım Orduları Grubu Komutanı olması.<br />
•	13 Kasım 1918 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı&#8217;nın lağvı üzerine İstanbul&#8217;a gelmesi. Ve denizde demirlemiş düşman filosunu gördüğünde, yaveri Cevat Abbas (Gürer) Bey&#8217;e ünlü sözünü söylemesi: &#8220;Geldikleri gibi giderler&#8221;. </p>
<p>             1919</p>
<p>•	30 Nisan 1919 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in 9. Ordu Müfettişi olması.<br />
•	16 Mayıs 1919 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Samsun&#8217;a gitmek üzere Bandırma Vapuru ile İstanbul&#8217;dan ayrılması.<br />
•	19 Mayıs 1919 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Samsun&#8217;a çıkması.<br />
•	21-22 Haziran 1919 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Amasya&#8217;dan yolladığı genelgeyle, milli kuvvetleri bir gaye ve bir teşkilat çevresinde toplamak amacıyla Sivas Kongresi&#8217;ni toplantıya çağırdı.<br />
•	26 Haziran 1919 &#8211; Amasya&#8217;dan Sivas&#8217;a hareketi.<br />
•	3 Temmuz 1919 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Erzurum&#8217;a ilk gelişi.<br />
•	8-9 Temmuz 1919 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in resmi görevinden ve askerlikten çekilmesi.<br />
•	23 Temmuz 1919 &#8211; Erzurum Kongresi&#8217;nin toplanması ve Mustafa Kemal&#8217;in Erzurum Kongresi&#8217;ne Başkan seçilmesi.<br />
•	4 Eylül 1919 &#8211; Sivas Kongresi&#8217;nin toplanması ve Mustafa Kemal&#8217;in Sivas Kongresi&#8217;ne Başkan seçilmesi.<br />
•	11 Eylül 1919 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesi Başkanlığı&#8217;na seçilmesi.<br />
•	20-22 Ekim 1919 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in İstanbul&#8217;dan gelen Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Amasya&#8217;da görüşmesi.<br />
•	7 Kasım 1919 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in İstanbul&#8217;da toplanması kararlaştırılan Osmanlı Meclisi için Erzurum&#8217;dan milletvekili seçilmesi. ( TBMM&#8217;nin birinci dönemi için yapılan seçimde ve ondan sonraki seçimlerde Ankara&#8217;dan milletvekili seçilmiştir. )<br />
•	27 Aralık 1919 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Heyeti Temsiliye ile birlikte Ankara&#8217;ya gelmesi. </p>
<p>               1920 &#8211; 1921</p>
<p>•	16 Mart 1920 &#8211; İstanbul&#8217;un İtilaf Devletleri tarafından işgali üzerine Mustafa Kemal&#8217;in durumu bütün devletlere ve Millet Meclislerine protesto etmesi ve Ankara&#8217;da yeni bir Millet Meclisi toplama teşebbüsüne geçmesi.<br />
•	23 Nisan 1920 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Ankara&#8217;da Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açması.<br />
•	24 Nisan 1920 &#8211; TBMM&#8217;nin Mustafa Kemal&#8217;i başkanlığa seçmesi.<br />
•	11 Mayıs 1920 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in İstanbul Hükümetince ölüm cezasına çarptırılması.( Bu karar 24 Mayıs 1920&#8242;de Padişah tarafından onanmıştır. )<br />
•	13 Eylül 1920 &#8211; Mustafa Kemal tarafından hazırlanan Halkçılık programının Büyük Millet Meclisi&#8217;ne sunuluşu.<br />
•	5 Aralık 1920 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in İstanbul&#8217;dan gelen Osmanlı delegeleri İzzet ve Salih Paşa&#8217;larla Bilecik tren istasyonunda görüşmesi.<br />
•	17 Şubat 1921 &#8211; Mehmet Akif (Ersoy) tarafından yazılan &#8220;İstiklal Marşı&#8221; şiiri Hakimiyeti Milliye gazetesinde yayınlandı.<br />
•	1 Mart 1921 &#8211; Mehmet Akif&#8217;in (Ersoy), &#8220;İstiklal Marşı&#8221;, Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından Meclis&#8217;te ilk kez okundu ve sürekli alkışlarla karşılandı.<br />
•	12 Mart 1921 &#8211; İstiklâl Marşı&#8217;nın TBMM&#8217;de kabul edilmesi.<br />
•	12 Mart 1921 &#8211; Londra Konferansı sona erdi. İtilaf Devletleri barış teklif etti.<br />
•	10 Mayıs 1921 &#8211; Mustafa Kemal tarafından Büyük Millet Meclisi&#8217;nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu&#8217;nun kurulması ve kendisinin Grup Başkanlığı&#8217;na seçilmesi.<br />
•	13 Haziran 1921 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Fransız temsilcisi F. Bouillon ile Ankara&#8217;da görüşmesi.<br />
•	5 Ağustos 1921 &#8211; Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal&#8217;e Başkomutanlık görevinin verilmesi.<br />
•	23 Ağustos 1921 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;ni idareye başlaması.<br />
•	13 Eylül 1921 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in Sakarya Zaferi&#8217;ni kazanması.<br />
•	19 Eylül 1921 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;e Büyük Millet Meclisi tarafından müşirlik (mareşallik) rütbesinin ve Gazi ünvanının verilmesi. </p>
<p>              1922 &#8211; 1923</p>
<p>•	26 Ağustos 1922 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in Kocatepe&#8217;den Büyük Taarruz&#8217;u idareye başlaması.<br />
•	30 Ağustos 1922 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in Dumlupınar&#8217;da Başkomutanlık Meydan Savaşı&#8217;nı kazanması.<br />
•	10 Eylül 1922 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in İzmir&#8217;e girişi.<br />
•	1 Kasım 1922 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in teklifi üzerine Büyük Millet Meclisi&#8217;nin saltanatın kaldırılmasına karar vermesi.<br />
•	14 Ocak 1923 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in annesi Zübeyde Hanım&#8217;ın İzmir&#8217;de ölümü.<br />
•	29 Ocak 1923 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in İzmir&#8217;de Latife (Uşaklıgil) Hanım&#8217;la evlenmesi. ( 5 Ağustos 1925&#8242;te ayrılmışlardır.)<br />
•	17 Şubat 1923 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in İzmir&#8217;de ilk Türkiye İktisat Kongresi&#8217;ni açması.<br />
•	24 Mart 1923 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Time Dergisi&#8217;ne kapak oldu.<br />
•	13 Ağustos 1923 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in ikinci defa Büyük Millet Meclisi Başkanlığı&#8217;na seçilmesi.<br />
•	11 Eylül 1923 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in Halk Partisi&#8217;ni kurması.<br />
•	29 Ekim 1923 &#8211; Cumhuriyetin İlânı ve Gazi Mustafa Kemal&#8217;in ilk Cumhurbaşkanı seçilmesi. </p>
<p>               1924 &#8211; 1930</p>
<p>•	1 Mart 1924 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açışı ve Halifeliğin kaldırılması ile öğretimin birleştirilmesi gereğini konuşmasında belirtmesi.<br />
•	23 Ağustos 1925 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in Kastamonu&#8217;da ilk defa şapka giymesi.<br />
•	3 Ekim 1926 &#8211; İstanbul&#8217;da Sarayburnu&#8217;nda Mustafa Kemal&#8217;in ilk heykelinin dikilmesi.<br />
•	1 Temmuz 1927 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in Cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk defa İstanbul&#8217;a gelmesi.<br />
•	15-20 Ekim 1927 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in CHP İkinci Kurultayı&#8217;nda tarihi büyük nutkunu söylemesi.<br />
•	28 Ekim 1927 &#8211; Türkiye&#8217;de ilk kez nüfus sayımı yapıldı. O tarihteki nüfusumuzun 13.650.000 olduğu belirlendi.<br />
•	1 Kasım 1927 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in ikinci defa Cumhurbaşkanlığı&#8217;na seçilmesi.<br />
•	4 Kasım 1927 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in Ankara Etnografya Müzesi önünde ve Yenişehir&#8217;de dikilen heykellerinin açılışı.<br />
•	10 Nisan 1928 -Anayasa değişikliği yapılarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Lâik bir devlet haline getirildi.<br />
•	20 Mayıs 1928 &#8211; Afgan Kralı Amanullah Han&#8217;ın Gazi Mustafa Kemal&#8217;i Ankara&#8217;da ziyareti.<br />
•	24 Mayıs 1928 &#8211; Uluslararası rakamların kullanılmasıyla ilgili yasa çıkartıldı.<br />
•	28 Mayıs 1928 &#8211; &#8220;Millet Mektepleri&#8221; açıldı. Türk vatandaşlığı yasası çıkartıldı.<br />
•	9-10 Ağustos 1928 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in Sarayburnu&#8217;nda Türk harfleri hakkındaki nutkunu söylemesi.<br />
•	1 Kasım 1928 -Yeni Türk Harfleri&#8217;nin kabul ve uygulanmasıyla ilgili yasa TBMM&#8217;si tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi.<br />
•	5 Ocak 1929 &#8211; TBMM&#8217;ce çıkartılan bir yasa ile Anadolu-Bağdat, Mersin, Tarsus, Adana demir yolları ile Haydarpaşa Limanı satın alındı.<br />
•	3 Nisan 1930 &#8211; Menemen&#8217;de Cumhuriyete karşı ayaklanma yapıldı. Öğretmen yedeksubay Kubilây bu olayda şehit edildi. </p>
<p>             1931 &#8211; 1935</p>
<p>•	1931 &#8211; Halkevleri kuruldu.<br />
•	12 Nisan 1931 &#8211; Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Tarih Kurumu&#8217;nun kurulması.<br />
•	4 Mayıs 1931 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in üçüncü defa Cumhurbaşkanlığı&#8217;na seçilmesi.<br />
•	12 Haziran 1932 &#8211; Irak Kralı Emir Faysal&#8217;ın Ankara&#8217;da Mustafa Kemal&#8217;i ziyareti.<br />
•	12 Temmuz 1932 &#8211; Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Dil Kurumu&#8217;nun kurulması.<br />
•	4 Ekim 1933 &#8211; Yugoslavya Kralı Aleksandre&#8217;nin Gazi Mustafa Kemal&#8217;i İstanbul&#8217;da ziyareti.<br />
•	26 Ekim 1933 &#8211; Türk kadınlarına köy ihtiyar heyetlerine seçilme ve seçme hakkı tanındı.<br />
•	29 Ekim 1933 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;in Cumhuriyet&#8217;in onuncu yıldönümü dolayısıyla tarihi nutkunu söylemesi.<br />
•	16 Haziran 1934 &#8211; İran Şehinşahı Rıza Pehlevi&#8217;nin Gazi Mustafa Kemal&#8217;i Ankara&#8217;da ziyareti.<br />
•	21 Haziran 1934 &#8211; Soyadı Yasası kabul edildi. Bütün Türk yurttaşlarının öz adından başka bir soyadı taşımaları zorunlu hale getirildi.<br />
•	24 Kasım 1934 &#8211; Büyük Millet Meclisi&#8217;nin Mustafa Kemal&#8217;e ATATÜRK soyadını veren kanunu kabul etmesi. </p>
<p>•	3 Aralık 1934 &#8211; Hangi dinden olursa olsun, ülkemizde din adamlarının mâbet ve âyinler dışında dinsel giysi kullanmaları yasaklandı.<br />
•	5 Aralık 1934 &#8211; Anayasa değişikliği yapılarak, Türk kadınlarına milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi.<br />
•	1 Mart 1935 &#8211; Atatürk&#8217;ün dördüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesi.<br />
1936 &#8211; 1937<br />
•	20 Temmuz 1936 &#8211; Montreux Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Boğazlar tamamiyle Türk egemenliğine geçti. Türk askeri, &#8220;gayri askeri&#8221; adı verilen yerlere girdi.<br />
•	4 Eylül 1936 &#8211; İngiltere Kralı Edward VIII.&#8217;nin İstanbul&#8217;da Atatürk&#8217;ü ziyareti.<br />
•	11 Haziran 1937 &#8211; Atatürk&#8217;ün, çiftliklerini Devlete ve bir kısım gayrimenkullerini Ankara Belediyesi&#8217;ne bağışlaması.<br />
•	27 Ocak 1937 &#8211; Hatay&#8217;ın Bağımsızlığı, Milletler Cemiyeti tarafından kabul edildi.<br />
•	5 Şubat 1937 &#8211; TBMM&#8217;nin aldığı bir kararla, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası&#8217;na: &#8220;cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, lâiklik, devrimcilik&#8221; ilkeleri kondu.<br />
•	28 &#8211; 29 Ekim 1937 -Atatürk, son kez Ankara&#8217;da Cumhuriyet Bayramı törenlerine katıldı.<br />
1938 &#8211; &#8230;<br />
•	14 Ocak 1938 &#8211; Türkiye, Irak, İran, Afganistan arasında kurulan &#8220;Sâdâbat Paktı&#8221;, TBMM tarafından onaylandı.<br />
•	30 Mart 1938 &#8211; Atatürk&#8217;ün hastalığı hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğince ilk defa resmi tebliğ yayınlanması.<br />
•	19 Mayıs 1938 &#8211; Atatürk, son kez 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı gösterilerini izledi. Rahatsız olmasına karşın Hatay sorunuyla ilgili güney gezisine çıktı.<br />
•	19 Haziran 1938 &#8211; Romanya Kralı Karol II&#8217;nin Atatürk&#8217;ü İstanbul&#8217;da ziyareti.<br />
•	5 Eylül 1938 &#8211; Atatürk&#8217;ün vasiyetnamesini yazması.<br />
•	16 Ekim 1938 &#8211; Atatürk&#8217;ün hastalık durumu hakkında günlük resmi tebliğler yayımına başlanması.<br />
•	10 Kasım 1938 &#8211; Büyük Ata’nın Ölümü<br />
•	21 Kasım 1938 &#8211; Atatürk&#8217;ün cenazesinin Etnografya Müzesi&#8217;ndeki geçici kabre törenle konulması.<br />
•	28 Kasım 1938 &#8211; Atatürk&#8217;ün Vasiyetnamesi&#8217;nin açılması.<br />
•	10 Kasım 1953 &#8211; Atatürk&#8217;ün nâşının, Etnografya Müzesi&#8217;ndeki geçici kabrinden Anıtkabir&#8217;e nakledilmesi.<br />
•	5 Eylül 1973 &#8211; Başbakanlığa bağlı Devlet Film Arşivi’nin İstanbul&#8217;daki deposunda çıkan yangında Atatürk ile ilgili tek kopyalı filmlerin tamamı ile çok sayıda başka belge yandı.<br />
•	1981 &#8211; UNESCO&#8217;nun aldığı bir kararla Atatürk&#8217;ün doğumunun 100. yılının bütün dünyada ATATÜRK YILI olarak kutlanması.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-okul.gen.tr/atatur-kronolojisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YGS &#8211; LYS&#8217;e Girecek Son Sınıf Öğrencilerine Devamsızlık Müjdesi</title>
		<link>http://www.e-okul.gen.tr/ygs-lyse-girecek-son-sinif-ogrencilerine-devamsizlik-mujdesi.html</link>
		<comments>http://www.e-okul.gen.tr/ygs-lyse-girecek-son-sinif-ogrencilerine-devamsizlik-mujdesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 22:30:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Devamsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[LYS]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[YGS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-okul.gen.tr/?p=281</guid>
		<description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı bu sene LYS VE YGS olarak iki ayrı sınava girecek öğrencilerin özürlü devamsızlık haklarını velilerinden okul müdürlüğüne bildirildiği takdirde kullanabileceklerini açıkladı. Milli Eğitim Bakanlığı özürlü devamsızlık hakları ile ilgili yayınladığı yönetmelikte, 2010 yılında YGS ve LYS yüksek öğrenime geçiş sınavlarının iki aşamada yapılacağı ve birinci aşama olan YGS&#8217;nin Nisan ayında olacağı göz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/03/oss_sinav_ogrenci.jpg"><img src="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/03/oss_sinav_ogrenci-150x150.jpg" alt="" title="oss_sinav_ogrenci" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-283" /></a>Milli Eğitim Bakanlığı bu sene LYS VE YGS olarak iki ayrı sınava girecek öğrencilerin özürlü devamsızlık haklarını velilerinden okul müdürlüğüne bildirildiği takdirde kullanabileceklerini açıkladı. Milli Eğitim Bakanlığı özürlü devamsızlık hakları ile ilgili yayınladığı yönetmelikte, 2010 yılında YGS ve LYS yüksek öğrenime geçiş sınavlarının iki aşamada yapılacağı ve birinci aşama olan YGS&#8217;nin Nisan ayında olacağı göz önünde bulundurularak bu karara vardıklarını açıkladı. Öğrencilerin sınav stersinden arınmaları, sınava motive olmaları amacıyla yazılı olarak okul müdürlüklerine bildirdikleri süre boyunca devamsızlık hakkına sahip olabilcekler. Böylece lise son sınıf öğrencileri, doktor doktor dolaşıp rapor arama zahmetinden kurtulmuş olacaklar. Yalnızca bu öğretim yılı için geçerli olan bu uygulama, öğrencilerin yeni sisteme alışmasına ve rahat kafayla sınava hazırlanmalarına olanak sağlayacak gibi görünüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-okul.gen.tr/ygs-lyse-girecek-son-sinif-ogrencilerine-devamsizlik-mujdesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitim Modelleri</title>
		<link>http://www.e-okul.gen.tr/egitim-modelleri.html</link>
		<comments>http://www.e-okul.gen.tr/egitim-modelleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 11:13:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği programları]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim modeli]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-okul.gen.tr/?p=279</guid>
		<description><![CDATA[Eğitim, insan hayatının tamamına yayılmış, gündelik hayatımızın olağan bir parçasıdır. Eğitim kelimesi geçtiğinde ilk akla gelen bu iş için özel olarak kurulmuş olan okullarda aldığımız eğitimdir. Her ne kadar yetişkin birer birey haline gelirken en önemli kaynağımız okullarda aldığımız eğitim olsa da bunun eğitimin geniş kapsamını tanımlama konusunda yeterli olduğunu düşünmemeliyiz. Örgün eğitim olarak tanımladığımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/egitim.jpg"><img src="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/egitim-150x150.jpg" alt="" title="egitim" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-278" /></a>Eğitim, insan hayatının tamamına yayılmış, gündelik hayatımızın olağan bir parçasıdır. Eğitim kelimesi geçtiğinde ilk akla gelen bu iş için özel olarak kurulmuş olan okullarda aldığımız eğitimdir. Her ne kadar yetişkin birer birey haline gelirken en önemli kaynağımız okullarda aldığımız eğitim olsa da bunun eğitimin geniş kapsamını tanımlama konusunda yeterli olduğunu düşünmemeliyiz. Örgün eğitim olarak tanımladığımız bu boyutun yanı sıra okul dışında katıldığımız eğitim faaliyetleri olarak da tanımlayabileceğimiz ‘yaygın eğitim’ alanı da eğitimin bir başka boyutudur. Örgün ve Yaygın Eğitim dışında üçüncü bir metot olarak Sargın Eğitim bulunmaktadır.<br />
Sargın eğitim metodolojisinin  Avrupa  genelinde ve ülkemizde giderek artan ve güçlenen bir akım olarak göze çarpmaktadır. Tekil değil birlikte ve yaparak öğrenme, eğitimciden öğrenciye tek taraflı bilgi akımından ziyade karşılıklı etkileşimle öğrenme gibi özellikleri olan ‘Sargın Eğitim’ kavram olarak yeni olmasa da, bu metodun asıl canlanmayı bir Avrupa Birliği programı olan ve ülkemizde Başbakanlığımız tarafından yürütülen ‘Gençlik Programının’ hayata geçirilmesinden sonra yaşadığını söyleyebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-okul.gen.tr/egitim-modelleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tiyatronun Gelişimi (Komedi-Trajedi)</title>
		<link>http://www.e-okul.gen.tr/tiyatronun-gelisimi-komedi-trajedi.html</link>
		<comments>http://www.e-okul.gen.tr/tiyatronun-gelisimi-komedi-trajedi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 19:51:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[komedya]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tragedya]]></category>
		<category><![CDATA[trajedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-okul.gen.tr/?p=271</guid>
		<description><![CDATA[Trajedi, insan oğlunun kendini  ve çevresini tanımasını, gücünü tartmasını ve daha iyi için savaş vermesini konu edinirken, komedyaTiyatronun başlangıcında trajedi (tragedya) ve komedi (komedya)  türleri kesinlikle birbirinden ayrılmıştı. Bu ayrım klasik dönemin sonlarına dek sürdürüldü. Modern tiyatroda ise böylesine kesin bir tür ayrımı yapılmıyor. Güldürü ve ağlatı öğeleri yan yana kullanılabiliyor. Ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Trajedi</strong>, insan oğlunun kendini  ve çevresini tanımasını, gücünü tartmasını ve daha iyi için savaş vermesini konu edinirken,<strong> komedya</strong><a href="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/tiyatro.jpg"><img src="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/tiyatro-150x150.jpg" alt="" title="tiyatro" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-272" /></a>Tiyatronun başlangıcında trajedi (tragedya) ve komedi (komedya)  türleri kesinlikle birbirinden ayrılmıştı. Bu ayrım klasik dönemin sonlarına dek sürdürüldü. Modern tiyatroda ise böylesine kesin bir tür ayrımı yapılmıyor. Güldürü ve ağlatı öğeleri yan yana kullanılabiliyor. Ya da trajedinin seyirciyi sahneyle özleştirici heyecanları ile komedyanın sahneyi uzak açıdan değerlendirici düşüncesi iç içe sunulabiliyor. Bununla birlikte temelde ağlatıcı olanla güldürücü olan iki ayrı yaşam ilkesini temsil ederler. Doğanın üretici ve yaşatıcı ilkesi ile insanın aklının geliştirici ve değiştirici ilkeleridir bunlar. Tiyatronun kaynağı olan ritüellerde bu ilk ilke birlikte kutsanır, ilkel insanlar, doğayı taklit ettikleri ve onu etkileyemeye çalıştıkları büyü törenlerinde bir yandan doğal güce saygı gösterirken, bir yandan da bu gücü kendi yararlarına yöneltmeye çalışırlar. Onun için bu törenlerde doğaya karşı girişilen işlerin acılı serüvenlerinden sonra, doğayla uyum kurmanın sevinci yansıtılır, işte tiyatro bu büyü törenlerinde doğanın gizemli farlığını kutsamak ve ona egemen olmak için yapılan taklitli oyunlardan doğmuştur.  Onun içinde hem savaşın korkusunu ve acısını tattırır, hem barışın güvenini ve sevincini yaşatır. </p>
<p>Taklitli oyunlar dinsel törenin bir parçası olmaktan çıkıp, bağımsız bir sanat dalı olarak gelişince büyüsel törenin bu ikili işlevi iki ayrı oyun türünde sürdürülür: Trajedi ve komedi. İnsanın doğal ve toplumsal güçleri içinde duyup onlarla pekişmesini ele aldı. Trajedinin dile getirdiği savaş, acı ve göz yaşı getiriyor, kurban gerektiriyordu, insanoğlu üstün güçlere karşı giriştiği kavgadan yenik ama yılmamış olarak çıkıyordu. Atılımı kutsal fakat sonucu acıklı idi. Onun için trajedi tanımında bu tür oyunların mutlu başlaması, sonra yıkımla sona ermesi koşulu kondu. Komedi ise insanın uyu kurma gücünü simgeliyordu. Kendine ve kendi kaynağına güvenmenin sevincini duyuruyor, güldürüyordu.</p>
<p>Sonraları gülme iki yönlü gelişti: iyilikle, uyumla ve güvenle dolu olarak sevinçten gülme ile, bu uyuma ayak uyduramayanlara, eksikli ve kusurluya alayla gülme. Böylece yaşam sevincinin sonucu olan hoşgörüye, eleştirinin sonucu olan hoşgörü birbirine karıştı. Komedi bazen doğa ile, toplumla birlik olmanın sevincini duydu güldü, bazen doğaya ve topluma karşı güleninin, güçsüz ve aykırı olanın sakarlığını gördü güldü. Hem evcil ilişkileri sağlamlaştırmak için gelenekleri koruma görevini yüklendi, hem de ilişkileri sağlıksız bir biçimde zorlayan, töreleri, adetleri taşladı;  Bir yandan sevgiyi, aşkı kutsarken, bir yandan bu doğal heyecanları çarpıtan, yozlaştıran hoppalıkları tefe tuttu.</p>
<p>Komedi bu nitelikleri ile her zaman büyük toplulukların malı oldu, halkın özverisi ile beslenip gelişti.<br />
                                                                                                                                                        SEVDA ŞENER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-okul.gen.tr/tiyatronun-gelisimi-komedi-trajedi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Makale &#8211; Fıkra &#8211; Söyleşi &#8211; Deneme</title>
		<link>http://www.e-okul.gen.tr/makale-fikra-soylesi-deneme.html</link>
		<comments>http://www.e-okul.gen.tr/makale-fikra-soylesi-deneme.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 16:27:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[fıkra]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yazı türleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-okul.gen.tr/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[Düşünsel yazın türlerinden makale, fıkra, söyleşi ve denemeyi Rauf Mutluay şöyle tanımlıyor:
Bir konuda okuyucuyu aydınlatmak, öğretmek amacıyla ve edebiyat özeni olmadan da yazılabilen uzun yazılara MAKALE denir. Makalelerde amaç, düşünce yaratmaktan çok bilgi vermek olduğu için değişik benzerlerine her çağda, her alanda rastlanabilir.
FIKRA, gazetelerde sürekli yazanların, günlük olayları yorumlayıp değerlendirmek amacıyla yayımladıkları kısa, özlü, etkili, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/makale.jpg"><img src="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/makale-150x150.jpg" alt="" title="makale" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-265" /></a>Düşünsel yazın türlerinden makale, fıkra, söyleşi ve denemeyi Rauf Mutluay şöyle tanımlıyor:<br />
Bir konuda okuyucuyu aydınlatmak, öğretmek amacıyla ve edebiyat özeni olmadan da yazılabilen uzun yazılara<strong> MAKALE</strong> denir. Makalelerde amaç, düşünce yaratmaktan çok bilgi vermek olduğu için değişik benzerlerine her çağda, her alanda rastlanabilir.<br />
<strong>FIKRA</strong>, gazetelerde sürekli yazanların, günlük olayları yorumlayıp değerlendirmek amacıyla yayımladıkları kısa, özlü, etkili, kamuoyunu etkilendirmek için ölçülü bir mizah bakışıyla iğneleyici yollardan gerçeğe yöneldikleri düşünce yazısıdır.<br />
<strong>SÖYLEŞİ</strong>, çok kesin olmayan bir düşünce konusunda konuşma edasıyla ve gizli diyaloglarla beslenerek yazılmış ürünlerdir. Kesin kuralları olmamakla, denemenin gittikçe genişleyen sınırları içine girmekle birlikte çoğunlukla anılar ve izlenimler karışımıdır.<br />
<strong>DENEME</strong>, makale gibi bilgi vermek için değil, düşünce yaratmak, kuşku doğurmak, doğruya giden yolları araştırıp buldurmak amacıyla gerçek düşünce yazılarıdır. Bilimsel gerçekler dışında hemen bütün konuları içerir. Deneme yazarı, kesin yargılara saplanmayan çok yanlılıkla işlediği konunun gerçeğini arar, bilgileri yoklar, karşılaştırmalar yapar, alıntılara dayanır, okuyucuyla gizli bir konuşma içinde asıl gerçeğe doğru yaklaşmaya çalışır; fakat bir şeyi kanıtlamaz. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-okul.gen.tr/makale-fikra-soylesi-deneme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edirne Karaağaç&#8217;ta Yarın Okullar Tatil</title>
		<link>http://www.e-okul.gen.tr/edirne-karaagacta-yarin-okullar-tatil.html</link>
		<comments>http://www.e-okul.gen.tr/edirne-karaagacta-yarin-okullar-tatil.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 17:04:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[sel]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-okul.gen.tr/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[Edirne ve çevresi hem aşırı yağış hem de Bulgaristan&#8217;dan gelen sel suları nedeniyle sulara gömüldü Taşan dereler ve Meriç Nehri Trakya Bölgesini afet alanına çevirdi. Yolların, birçok ev ve binaların sular altında kalması nedeniyle Edirne Valiliği Karaağaç&#8217;da okulların bir gün süreyle tatil edildiğini açıkladı.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/edir.jpg"><img src="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/edir-150x150.jpg" alt="" title="edir" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-262" /></a>Edirne ve çevresi hem aşırı yağış hem de Bulgaristan&#8217;dan gelen sel suları nedeniyle sulara gömüldü Taşan dereler ve Meriç Nehri Trakya Bölgesini afet alanına çevirdi. Yolların, birçok ev ve binaların sular altında kalması nedeniyle Edirne Valiliği Karaağaç&#8217;da okulların bir gün süreyle tatil edildiğini açıkladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-okul.gen.tr/edirne-karaagacta-yarin-okullar-tatil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>E okul Nedir?</title>
		<link>http://www.e-okul.gen.tr/e-okul-nedir.html</link>
		<comments>http://www.e-okul.gen.tr/e-okul-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 15:22:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[e okul veli]]></category>
		<category><![CDATA[e-Okul]]></category>
		<category><![CDATA[karne]]></category>
		<category><![CDATA[Not]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-okul.gen.tr/?p=256</guid>
		<description><![CDATA[Gelişen teknolojiye ve internetin sunduğu kolay erişim dünyasına kayıtsız kalmayan milli eğitim yetkililerinin öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin okulla ilgili işlemlerini kolaylaştırmak için kurduğu bir sistemdir e okul. Bu sayede öğrenciler sınav notlarını,  karnelerini, devamsızlık haklarını, ders notlarını T.C kimlik nosu ve okul nosunu girerek e okul sisteminden kolayca öğrenebilmekte. Öğretmenler ise öğrenci notlarını, derslerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/e-okul.jpg"><img src="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/e-okul-150x150.jpg" alt="" title="e-okul" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-257" /></a>Gelişen teknolojiye ve internetin sunduğu kolay erişim dünyasına kayıtsız kalmayan milli eğitim yetkililerinin öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin okulla ilgili işlemlerini kolaylaştırmak için kurduğu bir sistemdir e okul. Bu sayede öğrenciler sınav notlarını,  karnelerini, devamsızlık haklarını, ders notlarını T.C kimlik nosu ve okul nosunu girerek e okul sisteminden kolayca öğrenebilmekte. Öğretmenler ise öğrenci notlarını, derslerle ilgili notlarını, öğretmen veli bilgi paylaşımını rahatlıkla e okul üzerinden paylaşabilmekte. Veliler ise, e okul kapsamındaki veli bilgilendirme kısmına kullanıcı adı ve şifreleriyle girerek çocuklarının okulla durumuyla ilgili takibi kolaylıkla yapabilmekte. İlköğretim ve orta öğretim sınıflarının tamamı e okul sistemini kullanabilmekte. Karne ve sınav notlarının açıklandığı dönemlerde yoğun talep  nedeniyle zaman zaman sistemde sorunlar yaşansa da eğitimle ilgili büyük bir atılım ve kolaylık olarak nitelendirilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-okul.gen.tr/e-okul-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okuma Zevki Nasıl Gelişebilir?</title>
		<link>http://www.e-okul.gen.tr/okuma-zevki-nasil-gelisebilir.html</link>
		<comments>http://www.e-okul.gen.tr/okuma-zevki-nasil-gelisebilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 13:34:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[Çetin Altan]]></category>
		<category><![CDATA[Dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Suç ve Ceza]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-okul.gen.tr/?p=251</guid>
		<description><![CDATA[ Usta yazarlarımızdan Çetin Altan bu yazısıyla sizlere okumaktan zevk almanın haritasını veriyor.
Bir şeyler öğrenmek için bir şeyler okumak isteyenler, genellikle şu soruyu sorarlar: Önce nereden başlamalıyım?
Okuma alışkanlığı olmayanların, daha ilk sayfasında sıkılmaya başlayacakları kitaplarla, okuma merakını genişletmelerine imkan yoktur.  Bu nedenle ‘Önce nereden başlayayım?’ sorusuna hep aynı cevabı veririm: Okuma zevkinin tadına varmakla… [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/cetin_altan27011.jpg"><img src="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/cetin_altan27011-150x150.jpg" alt="" title="cetin_altan2701" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-252" /></a> Usta yazarlarımızdan Çetin Altan bu yazısıyla sizlere okumaktan zevk almanın haritasını veriyor.</p>
<p>Bir şeyler öğrenmek için bir şeyler okumak isteyenler, genellikle şu soruyu sorarlar: Önce nereden başlamalıyım?<br />
Okuma alışkanlığı olmayanların, daha ilk sayfasında sıkılmaya başlayacakları kitaplarla, okuma merakını genişletmelerine imkan yoktur.  Bu nedenle ‘Önce nereden başlayayım?’ sorusuna hep aynı cevabı veririm: Okuma zevkinin tadına varmakla… Okullarda gözden kaçan bir konudur bu.</p>
<p>Öğrencide okuma zevkinin gelişip gelişmemesinden çok, öğrencinin bir şeyler öğrenmesine önem verilir… Hatta öğrenciye, sıkıntıdan çatlayıp patlasa da, mutlaka okuma önerilir. Öğrenci de okulu bitirir bitirmez, bütün kitaplarını yakacağına yemin eder. </p>
<p>Oysa okuma zevki, okuma tiryakiliğine, okuma tiryakiliği de okuma disiplinine dönüşmedikçe, sistemli bir bilgi birikimine gidebilmek kolay değildir.<br />
Peki, ama okuma zevki nasıl gelişir? Okuma zevki kişinin kendi düzeyine ve eğilimine uygun romanların özenli yazılmış olanlarını okumasıyla gelişir. Diyelim ki, okulda çekimsiz ve albenisiz kitaplardan nefret etmiş yirmi beş yaşlarında genç bir adam, dünyayı daha iyi anlayabilmek için yavaş yavaş bir şeyler öğrenme gereğini duyuyor… Bu genci okulda nefret ettiği kitaplara benze kitaplarla okuma zevkinin içine çekemeyiz…</p>
<p>O ise okuma zevkine varmadan, doğru dürüst bir şeyler öğrenme olanağının bulunmadığından habersizdir. Yeniden kendini açmayan kitapları karıştırmaya başlayacak ve hiçbirini bitiremeyecektir. Sonra da kitap okuyamama nedenini zamansızlığa bağlayacaktır.</p>
<p>Bu gencin önce iyi yazılmış polisiye romanlar okumayı denemesi yerinde olur. Klasiklere yönelmeden iyi yazılmış polisiye romanlarla kötü yazılmış olanlarını ayıracak düzeye gelmelidir. Polisiye roman tutkusundan çok kolay geçilir Dostoyeski’nin ‘Suç ve Ceza’sı ile ‘Budala’ sına. Ondan da Tolstoy’un ‘Kreutzer Sonatı’na…</p>
<p>Böyle bir başlangıç, gene hem okuma zevkini verecek hem de kendisini, kendisine karşı sadece polisiye romanlar okuyan biri olma ezikliğinden kurtaracktır.<br />
Ayda bir-iki iyi yazılmış polisiye roman okuma koşuluyla, bir kez Dostoyevski’ye geçildi mi, edebiyat tutkusu kıpırdamaya başlar. Ondan sonra Balzac, Zola, Flaubert ve Stendhal daha kolay okunur.</p>
<p>Aynı zamanda sevilen kitapların yazarlarıyla da haşır neşir olmak, yaşamlarını, yaşadıkları dönemleri, serüvenlerini öğrenmek, kişide yeni ufuklar açmaya başlar… Böylece okuduğu şeyleri yerli yerine daha kolay oturtur…</p>
<p>Hiçbir zorlama yapmadan sevilen kitaplardan yirmi-otuz cildi bitirdikten sonra yapılacak ilk deneme, bir inceleme kitabıyla flörte başlamaktır. Örneğin üç-dört cilt Dostoyevski okumuş biri ola ki Andre Gide’in ‘Dostoyevski’ incelemesinden beklemediği bir tat alacaktır ve görecektir ki her şeyi bilir geçinen birçok arkadaşı, temelde bazı konuları konuştukları kadar bilmemektedirler… Bu da hem gencin kendine karşı güvenini, hem de seçtiği yolun verimliliğine olan inancını arttıracaktır…</p>
<p>19. yüzyıl klasikleriyle yirminci yüzyılın ilk yarısındaki modernler az çok harmanlandıktan sonra, 18 yüzyıl düşünürleriyle uğraşma zor gelmez. Ve üç yıl içinde elli kitapta yeterli bir düzeye erişilmiş olunur. Ondan sonra gerek eski Yunan’ı, gerekse on altıncı ve on yedinci yüzyılları, gerek modern düşünce akımlarını izlemek kolaylaşır…</p>
<p>Böyle küçük bir birikimden geçmeden en çetrefilli kitaplarla kestirmeden en yeniyi öğrenmeye kalkmak olanağı yoktur. Bu tür kurnazlıklar, çok çabuk getirir cezasını… Kişi yarım yamalak anladığı görüşleri, birbirine karıştırarak her fırsatta saçmalamaya ve hazmedemediği konuların altında ezilmeye başlar… Bu da kendini sinirli, sert ve çekilmez yapar…</p>
<p>Öğrenmekte en büyük kural, bilgi satma yarışına hazırlık değil, gerçekten okuduğundan zevk almaktır. Henüz o düzeye gelinmediyse, hemen o kitap bırakılıp daha hafif kitaplara geçilmelidir…</p>
<p>Aşağı yukarı toplamı elli kitabı geçmeyen üç yıllık bir okumayla başlama döneminde, Türk romancıları da savsaklanmamalıdır…  Arada sırada Türk edebiyatıyla ilgili yapıtları karıştırmak da okuma biriktirme yeni bir çeşni  verecektir…<br />
Kitap elden düşürülmeyecek kadar  kişiye çekici geldiğinde yarar sağlar… Ikına sıkıla, uyuklaya, uyuklaya bunala okunan şeylerden pek bir sonuç çıkmaz.<br />
Önce sadece anlayabildiğini okuyacak, anlayamadığını da anlayabildiğin zaman okuyacaksın… Okumuş görünmek için okumaya zorlamak kadar kişiyi okumadan soğutan bir yöntem bulunamaz…</p>
<p>Bizde okuma eğiliminin azlığı, kişileri önce kendi düzeylerine uygun kitaplarla okuma zevklerini geliştirememelerindendir…<br />
Okuma tiryakiliği romanla, roman tiryakiliği de iyi polisiye romanlarla başlar. Edebiyat öğretmeni olsam, hiç roman okumamış bir çocuğa önce neyi okumasını önerirdim biliyor musunuz, Gaston Leroux’un ‘Sarı Odanın Esrarı’… Onu okuyup da zevk almayan çocuk olamaz… Bir kez o zevk alındı mı, arkası çorap söküğü gibi gelir… </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-okul.gen.tr/okuma-zevki-nasil-gelisebilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzun Metin Soruları Nasıl Çözülmeli?</title>
		<link>http://www.e-okul.gen.tr/uzun-metin-sorulari-nasil-cozulmeli.html</link>
		<comments>http://www.e-okul.gen.tr/uzun-metin-sorulari-nasil-cozulmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 14:13:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[çözmek]]></category>
		<category><![CDATA[kitap okuma]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[ÖSS]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[YGS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-okul.gen.tr/?p=241</guid>
		<description><![CDATA[ Bugüne kadar ÖSS’de binlerce lise mezunu sıfır puan aldı. Bu, eğitim sistemimiz açısından facia olarak nitelendirilebilir.  Hiç şüphesiz bu facianın bir çok nedeni  var; en bilinen ana nedeni şu: Okuma alışkanlığımız yok.  ÖSS’de alınan bu sıfır puanlar yalnızca binler gencin sınav sonucu olarak algılanmamalı, aynı zamanda ülkemizdeki gençlerin okuma alışkanlığının ölçüsü. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <a href="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/osshata.jpg"><img src="http://www.e-okul.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/osshata-150x150.jpg" alt="" title="osshata" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-248" /></a>Bugüne kadar ÖSS’de binlerce lise mezunu sıfır puan aldı. Bu, eğitim sistemimiz açısından facia olarak nitelendirilebilir.  Hiç şüphesiz bu facianın bir çok nedeni  var; en bilinen ana nedeni şu: Okuma alışkanlığımız yok.  ÖSS’de alınan bu sıfır puanlar yalnızca binler gencin sınav sonucu olarak algılanmamalı, aynı zamanda ülkemizdeki gençlerin okuma alışkanlığının ölçüsü. İlkokuldan bu yana çocuklarımıza gerekli okuma alışkanlığı kazandırılmış olsaydı, çoğunluğu bir metni okuyup anlamaya yönelik  olan  ÖSS sözel bölüm sorularını, 2010’daki yeni adıyla ilk kısım olan YGS  Türkçe(dil &#8211; anlatım) bölümü sorularını doğru yanıtlayabilirlerdi.<br />
Son yılların ÖSS soruları incelendiğinde görülüyor ki; okuma alışkanlığı kazanmış bu sayede okuduğunu kolayca anlayan ve çözümleyebilen öğrencilerin kolaylıkla çözebileceği soruların oranı giderek artmakta.  Bu tarz sorular hazırlanırken seçilen paragrafların uzunluğu da giderek artmakta. Bu tarz soruları çözümleyebilmek için; bir metni baştan sona okuma, anlama ve değerlendirme alışkanlığına sahip olmak öğrenciler için yeterli olacak ve onları rakiplerinden bir adım öne taşıyacaktır.<br />
<strong>Peki ya uzun metin sorularını cevaplarken nelere  dikkat etmek gerek:</strong><br />
Metin anlama sorularını doğru cevaplamak için öncelikle ‘Bu metin neyi anlatıyor?’ sorusuna  bir cümle ile yanıt vermek gerek.  Bundan sonrası oldukça kolay ; çünkü bizden ‘ vurgulanmak istenen, eleştirilen, değinilen, değinilmeyen, asıl anlatılmak istenene nedir’ gibi sorulara yanıt istenir.  Metnin ne anlatmak istediği anladığımız zaman bu soruları yanıtlamak  hiç de zor olmayacaktır. Yeter  ki uzun bir metni sıkılmadan okuma ve içeriğini anlama alışkanlığına sahip olun.<br />
 Bir diğer dikkat edilecek noktada, okuduğumuz metini yalnızca içinde var olan bilgiler çerçevesinde değerlendirmektir. Yani metne kendimizden bir şey katmak doğru cevaba ulaşmamızı engelleyecektir. Bu nedenle sorunun cevabını yalnızca metnin içinde yer alan bilgilere göre aramalıyız.  Unutmayın cevap olarak aradığınız her şey aslında metnin içinde gizlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-okul.gen.tr/uzun-metin-sorulari-nasil-cozulmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
